Ana içeriğe atla

Yazarların Sessizce Yaptığı 10 Küçük Hile

Roman ya da hikâye yazmak, dışarıdan bakıldığında zarif, entelektüel ve ağırbaşlı görünür. İçeriden bakıldığında ise strateji, sezgi, küçük kurnazlıklar ve ince ayarlanmış hamlelerle doludur.

Bu yazıda, kimsenin açık açık anlatmadığı ama neredeyse herkesin bir şekilde uyguladığı 10 yazar hilesini masaya yatırıyoruz. Dramatize etmeden, ifşa batağına batmadan ama gerçekleri de göz ardı etmeden!

roman yazma teknikleri

1. En güçlü cümleyi ilk sayfaya koymak

Ya okur henüz kitabı sevmeden, hikâyeye bağlanmadan kapağı kapatıp kitabı bir kenara fırlatırsa? Bunu göze alabilecek çok az yazar vardır. 

Belki de hiç yoktur. 

Tam da bu nedenle en iyi cümle, mümkün olduğunca ilk sayfalara koyulur. Hatta belki romanın giriş cümlesi yapılır. 

Bu her zaman edebi bir hamle olmayabilir ama hayatta kalma refleksidir.

2. İlk üç sayfayı defalarca parlatmak

Yazar, kitabın ilk üç sayfasını yontar, cilalar, parlatır.

Kitabın tamamını yazıp bitirdiğinde bile defalarca başa dönüp o ilk 3 sayfayı yeniden şekillendirir. 

"SON" yazısını yazdıktan sonra en sık geri dönülüp bakılan ve tekrar tekrar revize edilen sayfalar ilk sayfalardır. 

Bunun bir diğer nedeni de hikâyenin atmosferinin ortalara doğru oturmuş olmasıdır. Elbette başlangıcı da genele uyarlamak gerekir. Yine de kabul edelim, çoğu zaman ilk üç sayfanın bu kadar çok revize edilmesinin sebebi tamamen bu değildir.

3. Gereksiz bilgiyi “atmosfer” diye yedirmek

Aslında sahneye hiçbir katkısı yoktur.

Ama iki etkileyici betimleme, biraz sis, biraz mum ışığı, bir tutam yalnızlık eklenir.

Ve o gereksiz sayılabilecek paragraf, yazara göre edebi bir derinlik kazandırır.

4. Sıkışınca karaktere iç monolog yaptırmak

Olay ilerlemiyorsa…

Sahne tıkanmışsa…

Zihin devreye girer.

Karakter düşünür, hatırlar, sorgular, içlenir.

Hikâye nefes alır. Yazar zaman kazanır.

5. Tıkandığında başa dönüp ilk bölümü yeniden yazmak

Çünkü en güvenli alan orasıdır. En tanıdık sokak, ilk sayfadır.

Yazar, ilerleyemediğinde başlangıca döner.

Biraz oyalanır. Biraz düzeltir.

Ve zihnini yeniden açar.

6. “Bu bilerek böyle” kalkanı

Bir tutarsızlık mı var? Zaman mı kaymış? Karakter mi garipleşmiş?

Sorun değil.

“Bu bilerek böyle.”

Aksini kim iddia edebilir ki?

7. Bir sahneyi çok sevdiyse hikâyeye uydurmaya çalışmak

Normalde silinmesi gereken bir sahne vardır. Ama yazar onu çok sevmiştir. Bu yüzden tüm hikâye, o sahnenin etrafında bükülür.

Zaman, mekân, karakter…

Hepsi o sahne için biraz yavaşlar, geri planda kalır.

8. Kapak yazısını hikâyeden daha çok düşünmek

Çünkü okur, kitabı önce kapaktan okur.

Sonra arka kapaktan.

En son içinden.

Bu yüzden o birkaç paragraf, neredeyse romanın tamamı kadar ciddiye alınır.

9. İlham gelmiş gibi yaparak masaya oturmak

Gerçekte ilham yoktur. Sadece disiplin vardır. Ama “İlham geldi.” demek, yazarlığın romantik ambalajıdır.

Masaya oturduktan sonra bazen işe yarar.

10. Yazıyormuş gibi yapıp hiçbir şey yazmamak

Dosya açıktır.

Kahve vardır.

Müzik çalar.

Ama kelimeler gelmez.

Yazar yine de masadadır. Çünkü bazen yazmak, sadece orada oturmaktır. Oturup düşünmek. Saatlerce.


Edebiyat sadece sanat değil, incelikli bir zanaattır. Yazmak sadece ilhamla ilerlemez. Biraz strateji biraz sezgi biraz hile ister. Ama bu hileler, kandırmaca için değil... hikâyeyi hayatta tutmak içindir.



🖤 Sevgiler.


Yorumlar